İçeriğe geç

Koşuyolu Hastanesi’ne hangi otobüsler gidilir ?

Koşuyolu Hastanesi’ne Giden Otobüsleri Sorarken Başlayan Bir Yolculuk

Sevgili okurlar, Acsoft ekibi olarak bugün “Koşuyolu Hastanesi’ne hangi otobüsler gidilir” konusunu sizlerle paylaşmaktan heyecan duyuyoruz.

Kayseri’de Bir Akşam ve İçime Oturan O Sessizlik

Kayseri’nin akşamları soğuk olur ama asıl üşüten şey hava değil, insanın içindeki boşluk. O gün de öyleydi. Pencerenin kenarına oturmuş, elimde telefon, ekranda yarım kalmış mesajlar… Bir yandan yazıyorum, bir yandan siliyorum.

Annemin sesi gün boyu kulağımda dönüp duruyordu. Hastaneye gidecekti. Ben de onunla gitmek istiyordum ama sanki şehirler bile aramıza duvar örmüştü. Sonra o cümle geldi:

“İstanbul’daki Koşuyolu Hastanesi’ne sevk edebilirler.”

O an içimde bir şey düştü. Ne düştü bilmiyorum ama ağırdı.

Ve ben, o gece ilk kez gerçekten şunu aradım: Koşuyolu Hastanesi’ne hangi otobüsler gidilir?

Basit bir soru gibi duruyor değil mi? Ama insan çaresiz kalınca en basit sorular bile devleşiyor.

Google’a Yazılan Korku ve Umut Arası Cümle

Telefon ekranına baktım uzun uzun. Yazdım, sildim, tekrar yazdım:

“Koşuyolu Hastanesi’ne hangi otobüsler gidilir?”

Parmağım ekranda durdu. Sanki o an cevap gelirse her şey değişecekmiş gibi hissettim. Saçma ama gerçek. İnsan böyle zamanlarda mantığını valize koyup bir kenara bırakıyor.

İstanbul’u hiç bilmiyordum. Kayseri’de otobüsler bile bana daha tanıdıkken, Koşuyolu adı bile yabancıydı. Sanki bir yer değil de uzak bir ihtimal gibiydi.

İçimden geçirdim:

“Ben oraya nasıl gideceğim?”

Sonra kendime kızdım.

“Sen gitmeyeceksin ki… O gidecek.”

Ama işte insan böyle bölünüyor bazen. Bir tarafın umut, bir tarafın korku oluyor.

Otobüs Hatları Değil, İçimdeki Yol Haritası

Ertesi gün babamla konuşurken, o sakin sesiyle “Kadıköy tarafına giden otobüsler varmış” dedi. O kadar sakin söyledi ki, sanki hastane değil de pikniğe gidecektik.

Ama ben o an şunu fark ettim:

Bu yolculuk aslında otobüs hatlarıyla değil, insanın içindeki dayanma gücüyle ilgiliydi.

Yine de aklımda aynı soru dönüyordu:

Koşuyolu Hastanesi’ne hangi otobüsler gidilir?

İnternette sayfalar açtım. Kadıköy, Üsküdar, sahil hattı, metrobüs bağlantıları… Hepsi birbirine karıştı. Harita sanki bana değil de benden güçlü insanlara göre çizilmişti.

Ben ise sadece annemin yanına gitmek istiyordum.

İstanbul’a İlk Yolculuk: İçimde Gürültülü Bir Sessizlik

Otobüsle İstanbul’a giderken camdan dışarı baktım. Her kilometrede içimde başka bir düşünce doğdu.

“Ya yetişemezsem?”

“Ya geç kalırsam?”

“Ya o beni bekliyorsa?”

Bunları düşünürken kendime kızdım. Ama insan korkunca mantık ikinci plana düşüyor.

İstanbul’a vardığımda kalabalık beni yuttu. Kayseri’deki düzenli sokaklar yoktu burada. Her şey daha hızlı, daha sert, daha gürültülüydü.

Telefonu açtım tekrar:

Koşuyolu Hastanesi’ne hangi otobüsler gidilir?

O an bu soru artık sadece bilgi değildi. Bir yön bulma çabasıydı. Sanki doğru otobüse binmezsem yanlış hayata gidecekmişim gibi hissediyordum.

Duraklarda Beklerken Zamanın Ağırlaşması

Kadıköy tarafına giden bir durakta beklerken etrafı izledim. İnsanlar koşuyor, konuşuyor, gülüyor… Ben ise sadece duruyordum.

Yanımda yaşlı bir amca vardı. Elinde poşetler, yüzünde sabırla yoğrulmuş bir ifade.

“Evlat, nereye gidiyorsun?” dedi.

Bir an durdum.

“Koşuyolu Hastanesi’ne” dedim.

Başını salladı.

“Kadıköy’den geçen otobüsler var. Üzülme, hepsi gider oraya.”

O “üzülme” kelimesi içime dokundu. Çünkü ben zaten üzgündüm. Ama bir yabancının bunu fark etmesi garip bir şekilde iyi geldi.

O an düşündüm:

Belki de insanlar birbirine yol sormak için değil, biraz da anlaşılmak için konuşuyordu.

Hastaneye Yaklaşırken İçimde Büyüyen Sessizlik

Otobüs camından dışarı bakarken şehir değişti. Gürültü biraz azaldı ama içimdeki gürültü büyüdü.

Kalbim hızlı atıyordu. Her durak “yaklaştık mı?” sorusunu büyütüyordu.

Yanımda oturan kadın telefonda ağlıyordu. Sessizce. O ağladıkça ben de içimden sarsılıyordum. Çünkü herkesin bir hikâyesi vardı ve ben o hikâyelerin tam ortasındaydım.

Telefonu tekrar açmadım. Ama aklımda aynı cümle dönüyordu:

Koşuyolu Hastanesi’ne hangi otobüsler gidilir?

Artık cevap önemli değildi. Önemli olan oraya varabilmekti.

Bir Durak Önce Kalbin Sessizliği

Otobüs durduğunda şoför “Koşuyolu Hastanesi” dedi. O an içimden bir şey çözüldü.

İndim.

Ayağım yere değdiğinde dünya biraz yavaşladı. Sanki bütün şehir birkaç saniyeliğine nefes aldı.

Hastane binasını görünce içimde garip bir his oluştu. Ne tam korku ne tam umut… ikisinin arasında sıkışmış bir şey.

Koridorlarda Beklemek ve Zamanın Uzanması

Hastane koridorları her yerde aynıdır. Beyaz duvarlar, uzun sessizlikler ve insanların gözlerinde saklanan hikâyeler.

Annemin odasını bulduğumda bir an durdum. İçimden bir şey “gir” dedi, bir şey “kaç” dedi.

Ama ben girdim.

Göz göze geldiğimiz an, bütün yolculuklar anlamını yitirdi. Kayseri, otobüsler, haritalar, Google aramaları… hepsi geride kaldı.

Sadece o vardı.

Sonra Anladım: Asıl Soru Başka Bir Şeymiş

O gece hastane çıkışında bir banka oturdum. Telefonu elime aldım. Ekran yine aynı soruyu gösteriyordu:

Koşuyolu Hastanesi’ne hangi otobüsler gidilir?

Ama artık o soruya farklı bakıyordum.

Çünkü öğrendiğim şey otobüs hatları değildi. Öğrendiğim şey, insanın sevdiği birine ulaşmak için ne kadar uzak olursa olsun yol bulabildiğiydi.

Bazen bir otobüs, bazen bir yabancının sözü, bazen de sadece içindeki cesaret taşıyordu seni.

Ve ben o gece şunu fark ettim:

Yollar karışabilir, şehirler yabancı olabilir ama insan, sevdiği birine gitmenin yolunu bir şekilde buluyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper